Menü-2
BAĞLANTILAR
| Anne babalara öneriler |
| Administrator tarafından yazıldı. |
| Cumartesi, 20 Kasım 2010 09:40 |
|
Şu dünyada her şeyin en iyisine layık çok özel ve güzel bir çocuk var! O, sizin evinizde yaşıyor. Doğan Cüceloğlu
Her anne-baba çocuğunun başarılı olmasını ister. Eğer bunu istemeseler, o kadar emeğe ve maddi külfete katlanırlar mı? Ama her aile çocuğunu başarıya götüremez. Kimi çocuğuma yardımcı olayım derken ona köstek olur, kimi ise hem kendisini hem de çocuğunu geliştirerek başarıya götürür. Peki, özellikle SBS döneminde, bir aile olarak çocuklarımızın başarısı için neler yapmalıyız?
1- Değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabullenmek: Bir Çin atasözü değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabullenmeyi bir erdem olarak ifade eder. Bir ailenin de değiştiremeyeceği ve kabullenmesi gereken bazı gerçekler vardır. Bunlar: Sınavın olması: Siz görseniz de görmezden gelseniz çocuğunuz üniversiteye girebilmek için bir sınava girecektir. Ve bu sınava giren herkes bir bölüme yerleşemeyecektir. Çok çalışmakla sınav kazanılmaz: Sınava çalışılan süre ile başarı arasında bir ilişki yoktur. Önemli olan verimli çalışmaktır. Baskı verimli çalışmayı sağlamaz: Çocuğunuza yaptığınız baskı onun verimli çalışmasını sağlamaz. Belki çalışır gibi görünmesini sağlar. Çocuğunuzun zihinsel yeteneğinin türü ve kapasitesi: Çocuğunuz belli bir alanda yeteneklidir. Örneğin sözeli iyidir ama sayısalı o kadar iyi değildir, bunu değiştiremezsiniz. Çocuğunuzun bir sosyal hayatı ve arkadaş çevresi vardır: Çocuğunuz birden siz istediniz diye, sınav döneminde, sosyal yaşamından ve arkadaşlarından uzaklaşamaz.
2- Ne tür bir başarı istiyoruz: Çocuğumuzdan ne tür bir başarı istediğimizi bilmemiz ve bunu çocuğumuza belirtmemiz gerekir. Ne tür bir başarı istiyoruz? Okul başarısı: Okul da ve derslerinde başarılı olması ve üniversiteyi kazanması. Başarıdan kastımız buysa, peki ya sonrası, üniversite mezunu olup da işsiz olan binlerce kişi var. İş başarısı: Çocuğumuzun iyi bir işe sahip olması. Beklentimiz buysa iyi bir işe sahip olmasına rağmen mutlu olamayan, iyi bir evliliği olmayan veya iyi bir işi olmasına rağmen iyi bir vatandaş olmayan, bankaları hortumlayan çok kişi var. Her halde beklentimiz sadece bu değil. Yaşam başarısı: Çocuğumuzun kendi yaşamının sorumluluğunda olması ve kendi yaşamını yönetebilmesi. Bu başarı diğer tüm başarıları da kapsar. Belki iyi bir eğitim, kendine uygun bir meslek ve iş, iyi bir aile yani iyi bir yaşam. Başarı denilince siz hangisini bekliyorsunuz çocuğunuzdan.
3- Çocuğumuza yardımcı olmak: Acaba ders çalışma konusunda ona yardımcı olabiliyor muyuz? Yoksa yardımcı olayım derken engel mi oluyoruz. Biraz önce söylediğimiz gibi önemli olan çok çalışmak değil verimli çalışmaktır. Verimli çalışmak, ne için çalıştığını bilerek, istekli bir şekilde; konuya anlam vererek ve gerekli tekrarları yaparak çalışmayı ifade eder. Çocuğumuz yardımcı olmak için ilk önce bizim verimli çalışma hakkında araştırma yaparak bilgi sahibi olmamız gerekir. Verimli ders çalışmayı olumsuz yönde etkileyen bazı etkenler vardır. Anne-baba olarak bunlara engel olabilirsiniz. Kaygı: Kaygı, çocuğunuzun belleğini, beyninin çalışmasını kısaca onun verimli çalışmasını etkileyen önemli bir etmendir. İçinde yoğun bir kaygı olan kişi başarılı olamaz. Eğer çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslıyorsanız veya tehdit ediyorsanız onun kaygılanmasına neden olursunuz. “ Bak abin çalıştı kazandı, hele bir sen de kazanama!”, “Sen ailemizin gurur kaynağı olacaksın, bu sınavı kesin kazanman gerekir.” şeklindeki yaklaşımlar sınava hazırlanan öğrencinin kafasında “ya kazanamazsam” korkusunu oluşturmakta buda onu kaygılandırmakta ve verimli çalışmasını etkilemektedir. Stres: Yukarıda bahsettiğimiz kaygı stresin oluşmasına neden olur. Stres de kalbin çalışmasını, iç organların çalışmasını ve beyne kan gitmesini olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla stres altındaki birinin çalışması verimli olamaz. Panik: Çocuğunuzla tehdit edici, başkalarıyla kıyaslayıcı bir iletişim kurduğunuzda onun içinde oluşan korku, onun sınav zamanında paniklemesine yani elinin ayağının tutulmasına, bildiği soruları unutmasına yani başarısızlığına neden olur.
4- Yaptığımız bazı yanlışlar: “Ben olamadım bari sen ol”: Çoğu anne-baba kendisinin gerçekleştiremediği isteklerini çocuğundan bekler. Ama her birey kendi başına bir bireydir ve evrendeki diğer tüm bireylerden ta parmak uçlarına kadar farklıdır. Bu nedenle anne-baba ile çocuğunun yetenekleri ve hayalleri arasında fark vardır. Önemli olan onun mutlu ve başarılı olmasıdır. “Yediğin önünde yemediğin ardında, çalışsana.” : Bu tür sözler çocuğunuzda kaygının oluşmasına sebep olacaktır. Ayrıca aile içi ilişkiler ve sevgi karşılıklı değildir. Yani sizin emeğiniz onun başarısının karşılığı olmamalıdır. Çocuğunuz okul başarısı düşük olmasına rağmen yaşam başarası yüksek olabilir. Kıyaslama: Onu başkalarıyla kıyaslamak onun kendine güvenini azaltacak ve kaygılanmasına neden olacaktır buda verimli çalışmayı ve başarıyı azaltacaktır. Hatalara odaklanma: Devamlı olarak hatalarının üzerinde durursanız onun kendisini başarısız olarak algılamasını sağlarsınız. Sizin rolünüz onu teşvik edici yönde olmalıdır. “Zeki ama çalışmıyor” : Her çocuğun zekâ yönü ve seviyesi birbirinden farklıdır. Ve bir çocuk her alanda iyi olacak diye bir şartın olması mümkün değildir. Gerçeği kabul edin ve çocuğunuzu olmasını istediğiniz gibi değil olduğu şekliyle kabul edin ve sevin. 5- Sınava karşı olan tutumunuz: Sınavı eğer bir an önce kurtulunması gereken bir hastalık olarak görürseniz bu sizin devamlı gergin ve bıkkınlık içinde olmanıza sebep olur. Aslında sınav çocuğunuzun sistemli bir şekilde çalışmayı öğrenebilmesi, doğru kararlar verebilmesi ve kendini geliştirmesi için fırsattır. Sizin içinde çocuğunuzu daha iyi tanımak ve onunla sıcak bir iletişim kurabilmeniz için fırsattır. Ve bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerekir. Bitirirken Lübnanlı Yazar Halil Cibran’ın yazısına yer vermek istiyorum. “Çocuklarınız sizin çocuklarınız değildir. Onlar kendini özleyen Yaşamın oğulları ve kızlarıdır. Onlar sizin aracılığınızla gelirler ama sizden gelmezler. Sizinledirler ama size ait değildirler. Onlara sevginizi verebilirsiniz, ama düşüncelerinizi asla vermeyin; çünkü onların kendi düşünceleri vardır. Onların bedenlerini eve koyun, ama ruhlarını hapsetmeyin; çünkü onların canları, sizin rüyanızda dahi ziyaret edemeyeceğiniz yarının evinde oturmaktadır. Onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz, ama onları kendiniz gibi yapmaya uğraşmayın.”* |








